Sat11182017

Last update05:30:48 AM GMT

Back Yasam Yaşam | Genel Tutamadım Kendimi

Tutamadım Kendimi

  • PDF
Zeynep Arpacı

Evet o ânı ben de yaşadım.. O çaresiz duyumu aldım ben de. Konuşamadım. “Şey” dedim. İşte, “ne okuyorsun bu aralar?” “Amin Maalof” dedi; ama gerisini hatirlamiyorum. Sonra “kapatmam lazım” dedim, “annem çağırıyor”. Ama yok. Mutfak çağırıyordu. Kurukahveci Mehmet Efendi ve cezve ve mutfak lambası ve kepçe ve ocağın ateşi ve bir sürü fanzin funzin filancalar çagırıyordu. Telefonu sakince kapatıp mutfakta ki yüzlerce ıvır zıvıra yöneldim. Kahrolası çakmağı bulamadım. Suyu açtım tam o anlarında birinden bi çalınışla.. Ocagı yaktım. Sonra n’apacagımı unuttum. Hah. Kahve yapacaktım! Bir de sigara yakacaktım. Önce hangisini yapacağıma karar veremedim. Cezveye fincan adedince su yüklemesi mi yapsaydım yoksa ağzımda benimle birlikte dakikalardır dönen kararsız kalmış sigarayi yakmak için bel hizama egilip onu da kendimi de az önceki telefon konuşmasını da seni de anıların topunu da yaksamıydım?

Bi soylesene. Var mi böyle bir şansım?

Bi söylesene bi zamanlar sırf birlikte olamadığımız gerçeği nedeniyle göz yaşı döktügüm güzel adam. Sahiden kanser misin?

Yazdığım kitapların kurgusunda bile yok bu.

En büyük cezveye 5 fincan su doldurup kahve yaptım beş kişilik. Bizim seninle ikimizden baska 3.kişimiz daha olmadığı halde. Hatta hiç olmadığı halde.

Şimdi ben bu kahveleri kime içireceğim..?

**

Seninle şiirlerimiz, sırlarımız, olmayan insanlarımız, umutsuzluklarımız var.

**

“Saçlarim yok artık” dedin. Gözünü sevmediğim teknoloji vasıtasıyla o koca kel kafanın küpeli bi fotoğrafını gönderdin. Olduğundan daha yakışıklı olduğunu söyledim ama inanmadin. Oysa ki ne kadar dürüsttüm..

“Parasızım” dedin. “Sigorta için çalışmam lazım” dedin. “Çok yoruluyorum” dedin. Hep sustum hep. Hep içime yuttum. İçimi yuttum.

“Çeviri yapsana” dedim.. Olmuyor dedin. İs görüşmesine gittiğin yayınevleri ve gazeteler "siz bize fazlasınız" dediler dedin. Haklıydn.

Sen bu dünyaya bile fazlaydın. Ondan mı bu acele bende bunu bilemedim.
Aylar sonra arayıp “sana kötü haberlerim var” dedin gülerek. Güldün evet. Ben de ne bileyim. Kim öldü? diye karşılık verdim.

Kısalı uzunlu es'lerden sonra abuk sabuk konuşabildim. “Eski arkadaşlarla görüşüyor musun” filan dedim. Ne alaka yahu di mi?

Bizim hiç arkadaşımız olmadı ki..

Hasta olduğun icin sana cok bozuldum. Ama neyi, nasıl yapacağımı bilmiyorum.

Mutfakta cezve kendince fokurdayana kadar bilgisayardan, telefondan ayrı ayrı kansere baktım. Sanki biri kötü bi haber yazsa, diğeri “yok öyle değil, böyle” diyecek.

Çok üzgünüm..

Yarın seni aylar sonra yeniden göreceğim. Bıraktıgım sağlıklı adam. Seni iyi etmeyi nasip etsin rabbim..

Can, Can’ım.. yokluğuna hala inanamıyorum. Söyleyemediğim, dilimin dönmediği tüm sözcükleri bugün tüm gün boyunca tekrar edip durdum kendime. Kaybetmek senin gidişin değilmiş, benim yuttuğum her sözcükmüş. Şimdi senden sonra, sıkı sıkı daha kuvvetlice sarılıyorum sevdiklerime.

Gözüm gibi bakıyorum sevdiğim adama, üşümesin, yorulmasın, üzülmesin diye paralıyorum kendimi. Yetişemediğim tüm duyguları büyütüyorum kendimce kendi içimde. Ve belki de artık en çok kanserden korkuyorum.

Tutamadım Kendimi

Baska Dergi Site Haritası

Günlük Gazeteler

  • Hürriyet
  • Milliyet
  • Sabah
  • Akşam  
  • Cumhuriyet
  • Posta
  • Radikal
  • Zaman
  • Haber Türk
  • Vatan

Sağlık

Düşünce

Seyahat

Kültür Sanat

Spor

Kısa Kısa Kitap

Dağı Delen Irmak

Book Review

Dağı Delen Irmak, Kemal Karpat’la yapılmış bir “nehir söyleşi”. Kemal Karpat, bu kitapta, tarihin anlam ve önemini, kendine özgü bir uslupla, herkesin anlayabileceği arı duru bir Türkçe ile  anlatıyor.