Sat11182017

Last update05:30:48 AM GMT

Back Edebiyat Edebiyat Vicdan ve Günah Makinesi

Vicdan ve Günah Makinesi

  • PDF
Kardelen Uysal

Devir kazanmak, devir tüketmek, tükettiğini tükürmek, tükettiğinin fazlasını istemek devriydi. İnsanların vicdan azaplarını yaşamaya vakti kalmamıştı. Artık hiçbir iyi kalpli insan idol de değildi, öykünmeye de yatkın değildi. Herkesin aslında iyi olmayıp, iyi gibi davrandığı bir dönemde sistemin yöneticileri bir makine üzerinde çalışmaya başladılar. Yaptıkları bunca kötülük ve duyarsızlık arasında vicdan azaplarının bir yerlerde büyüdükçe büyümeye, artıkça artmaya başladığını düşünen sistemin yöneticileri bundan para kazanmak için bir vicdan temizleme makinesi yarattılar. Vicdan temizleme makinesinden kimlerin yararlanması gerektiğine dair de bir liste yayınladılar.

Sömürme, hak yeme, dedikodu yapma, öldürme, kalp kırma gibi pek çok şeyin yer aldığı listeyi gören insanlar farkında olmadıkları vicdan azaplarından kurtulmak için makinenin çıkışını hevesle beklemeye başladılar. Sonuç olarak sistemin yöneticileri tansiyon aletinden iki buçuk metre boyuna, oksijen tüpünden beş kilo ağır, ameliyat masasının eninin iki katı garip, şekilsiz bir alet yarattılar ve adına da VİCDAN TEMİZLEME makinesi koydular. Vicdan temizleme makinesi başlarda çok rağbet gördü, herkes pişmanlık duymadığı kötülüklerinin temizlenmesi için sıraya girdi. Ancak farkındalık seviyeleri olmayan insanların içinde herhangi bir pişmanlık bulunamayınca vicdan temizleme makinesi hiçbir işe yaramadı. Proje böylece suya düştü.

Sistemin yöneticileri adı verilen grup vicdanın pek soyut ve kişiye özel bir şey olduğuna karar verdiler. Bu dönemde kimse vicdan azabı hissetmezdi, vicdan azabı hissetselerdi zaten böylesine kanlı, böylesine cehenneme öykünen bir hayat yaşanıyor olmazdı. Esir altına alınmazdı hiçbir canlı ve dünyadaki başbakanlar ve benzerleri burunlarının dibindekilere yani “benim” dedikleri halklarına ve dünyanın diğer ucundakilere zarar vermekle uğraşmazlardı. Sistemin yöneticileri, insanların ruhlarındaki vicdanın kaybolduğunu anlayınca parayı bulmanın başka bir yolu üzerine fikir bulmak üzere toplandılar. Uzun süren fikir toplantılarının sonunda da müthiş bir fikir buldular. Sisteme günahı tanımlayabilirlerdi. Belki makineler vicdanı tespit edemiyorlardı ama günah bir gerçeklikti ve insanlar yüzyıllardır günahlarından arınmak için din ve Tanrı ile haşır neşirlerdi. Tüm bu kiliseler, camiiler, havralar, sinegoglar ve tüm bu din adamları ile ibadetler boşuna mıydı? Böylece sistemi oldukça yakında tanıyan sistem yöneticileri GÜNAHTAN ARINMA makinesini oluşturdular. Vicdan temizleme aletinde yer alan maddelerin aynısını sıraladılar ve makinenin inandırıcı olması için de yeni nesil bir mesih ile anlaştılar. Bağları bahçeleri, çiftlikleri ve bir de savaş gemileri olan mesihin kapısını çalan sistem yöneticileri, yeni nesil mesihin evine giderek teklifte bulundular.

“Günahlardan arındıran bir makineyi piyasaya sürüyoruz ama bu bizim sunumumuzla olacak iş değil. Eğer sen söylersen insanlar inanırlar. Sen bizim günahtan arınma makinemizin reklamını yap, biz de sana altıncı savaş gemini hediye edelim.”

Yeni nesil mesih, altıncı savaş gemisini satın almak için iki sene daha süreye ihtiyacı olduğunu düşünerek sistemin elçilerinin teklifini oldukça cazip buldu ve teklifi kabul etti. Bunun üzerine karayı ak, cehennemi cennet gibi gösterme yeteneğine sahip ikiyüzlü metin yazarlarıyla anlaşarak yeni nesil mesihin bu günahtan arındırma aletini pazarlayacağı metinleri yazmalarını istediler. Sonuç olarak metin yazarları inanarak ya da inanmayarak ortaya şöyle bir metin çıkardılar:

“Günahtan arınma makinelerine gelin, cennetin kapılarını garanti altına alın. Bugüne kadar işlediğiniz tüm günahların azabını çekmek, kabir azaplarına bulanmak yerine gelin günahlarınızdan sizi temizleyelim, sizi iyi bir insan gibi saflaştıralım. Günah makinesi ile günahlarınızı sildirme bedelini on ikiye takside bölüyoruz. Ayrıntılı bilgi için 34567373393939’dan bizi arayın.”

Yeni nesil mesihin oynadığı reklam üzerine günahtan arınma makinesine oldukça yoğun talepler geldi. Sistemin elçilerinin işleri o kadar yoğun ve iyi gidiyordu ki büyümeye ihtiyaç duydular. Dinden medet uman, dinsel aktivitelere sırtlarını yaslayarak kadına, erkeğe, hayvana, ölüye tecacüz edenler, yeşil ve maviyi yeryüzünden silenler, diğer canlıları üstlerine başlarına giyerek ‘şık’ görünenler ve daha niceleri günahlardan arındıran bu alet için sıraya girdi.

Sistemin yöneticileri önceleri her türlü günaha aynı fiyatı biçmişlerdi. Ancak daha sonra hukuk sistemine öykünerek kafalarına göre takılmaya ve günahları kafalarına göre fiyatlandırmaya başladılar. Hatta ileri gidip reklam şirketleri ve metin yazarlarıyla görüşerek bunun için de bir metin rica ettiler. Sonuç olarak sistemin elçilerini daha da zengin eden, insanları ise ibadet derdinden ve ikiyüzlülüğünden kurtaran üstelik haketmedikleri halde cennetten bir köşe kapmalarını sağlayan (öyle olduğu sanılan) yeni bir fiyat listesi çıktı ortaya.

“Tecavüz: Bunu yaptıysanız cennette hurili ya da hurisiz bir köşe kapmanız imkansız. Bize elli bin dolar verirseniz sizin için günahlarınızı sileriz.

Adam öldürmek: Adam öldürdüyseniz direkt cehenneme gidersiniz, hemen bize gelin yaz ayları boyunca devam eden %30 indirimden yararlanın, cenneti ucuza getirin!

Savaş başlatmak: Sizin haliniz hal değil. Bu hayatı doyasıya yaşıyor olabilirsiniz ama bu dünyanın bir de diğer hali var. Gelin anlaşalım konuşalım.

Danışma ofisimize gelin, günah listemizden günahınızı bulalım ve yok edelim. Ayrıntılı bilgi ve günahtan arındırma rezervasyonu için lütfen aşağıda yazan telefon numaralarından bize ulaşın.”

 

 

 

Vicdan ve Günah Makinesi

Baska Dergi Site Haritası

Günlük Gazeteler

  • Hürriyet
  • Milliyet
  • Sabah
  • Akşam  
  • Cumhuriyet
  • Posta
  • Radikal
  • Zaman
  • Haber Türk
  • Vatan

Sağlık

Düşünce

Seyahat

Kültür Sanat

Spor

Kısa Kısa Kitap

Dağı Delen Irmak

Book Review

Dağı Delen Irmak, Kemal Karpat’la yapılmış bir “nehir söyleşi”. Kemal Karpat, bu kitapta, tarihin anlam ve önemini, kendine özgü bir uslupla, herkesin anlayabileceği arı duru bir Türkçe ile  anlatıyor.