Sat11182017

Last update05:30:48 AM GMT

Back Ana Sayfa Gündem Gündem Eskiden Palavracılar Vardı…

Eskiden Palavracılar Vardı…

  • PDF
Cem Uysal

Ballandıra ballandıra anlatırlardı olayları. İlginç ayrıntılar katar sözlerine, abartılı hayalleriyle süslerlerdi sohbetlerini. Palavracıları dinleyenler ki, -bunlar ya bir kahvenin sakinleri veyahut arkadaş grubu olurdu- hafif bir gülümsemeyle izlerler bu sohbeti zaman zaman palavracının sözünü keser ve sanki onu gerçeğe davet ederlerdi. Dinleyiciler onun sözlerini ciddiye almaz ama bir yandan da onu dinlemekten kendilerini alıkoyamazlardı. Bu arada palavracı kendisine yapılan müdahalelere aldırmaz anlatmak isteği konuyu sürdürürdü. Sanki büyüklerin masal anlatıcısıydı onlar.



Yalancılardan farkları vardı. Yalancıları belki tanımayabilir veya anlamayabilirdiniz. Ancak bir palavracıyı hiç tanımadığınız bir kişi olsa bile beş on dakika içinde anlar, onu anlatım biçimine veya biçemindeki ustalığa kapılarak dinlemeye devam ederdiniz. Tersine bir yalancıyı anlamanız için onun söylediklerinin doğru olup olmadığını zaman içinde gelişen olaylar sonucu öğrenirdiniz. Sırasında o yalan insanları birbirine düşürebilir, olaylara yol açabilirdi. Hâlbuki palavracı zararsızdı. Bir anlamda bir öykü yaratır, onu yazmak yerine sözel bir biçimde hayata aktarırdı.

Konuları av hikâyeleri, çapkınlık öyküleri ya da yaşadıkları büyük sokak kavgaları olurdu. Büyük bir ihtimalle kendilerini hayallerindeki görmek istedikleri, büyük çapkın, avcı veya kavgacı olarak resmederler ve bundan büyük zevk alırlardı.

 



Son yıllarda sanki bunlar ortadan kayboldular. Ortalarda görünmüyorlar. Bana öyle geliyor ki, nitelik ve kariyer değiştirip eski masum haleflerinden farklı olarak insanları etkilemek dünyaya yön vermek işine soyundular. Medyaya girdiler, sosyal medyaya sızdılar. Sanki dezenformasyon görevini tarihsel sorumlulukları olarak kabul ettiler. Yalan yanlış haberler üretmeye başladılar. Tarihi, yaşanan anı yeniden ürettikleri gibi geleceğe yönelik projeksiyonlarla da kaygı, endişe ve korku körüklemeyi sürdürüyorlar. Bir kısmı bunu akla hayale gelmeyecek komplo teorileri yaratarak görevlerini sürdürüyor. İşin kötüsü bunu her türlü fikirden olan da yapıyor, değişik meslek alanlarında olanlar da yapıyor. Kendi fikirlerine uygun, karşı tarafı alt edeceğine inandığı asılsız haberler imal ediyorlar. Ne yazık ki, bu bütün dünyaya yayılmış durumda, ancak zaman geçince bir kısmını öğrenebiliyoruz gerçeklerin.

Bizler ise eski deyimle muhasara yeni deyişle kuşatma altındayız. Sürekli bir bilgi bombardımanı altındayız, ya fikrimize uygun olan üretilmiş gerçekleri olduğu gibi kabul ediyoruz ya da baştan reddediyoruz karşıt görüşten gelen bilgileri doğruluğunu veya yanlışlığını sorgulamaksızın. Bazen de bu sorgulamayı yapacak zaman olmuyor, gerçeği sonradan öğrenmenin bir faydası olmuyor.
Ve teknolojik olarak çok gelişmiş bir çağda gerçeğe her zamankinden uzağız, aklımız da bir o kadar karışık.


Cem Uysal

 

Eskiden Palavracılar Vardı…

Baska Dergi Site Haritası

Günlük Gazeteler

  • Hürriyet
  • Milliyet
  • Sabah
  • Akşam  
  • Cumhuriyet
  • Posta
  • Radikal
  • Zaman
  • Haber Türk
  • Vatan

Sağlık

Düşünce

Seyahat

Kültür Sanat

Spor

Kısa Kısa Kitap

Dağı Delen Irmak

Book Review

Dağı Delen Irmak, Kemal Karpat’la yapılmış bir “nehir söyleşi”. Kemal Karpat, bu kitapta, tarihin anlam ve önemini, kendine özgü bir uslupla, herkesin anlayabileceği arı duru bir Türkçe ile  anlatıyor.