Sat11182017

Last update05:30:48 AM GMT

Back Ana Sayfa Gündem Gündem Gezi Parkı Direnişi

Gezi Parkı Direnişi

  • PDF
Kardelen Uysal

Aslında başlangıçta hiçbir şey böyle değildi. Biz ağaçları koruyorduk. Alışveriş merkezleri zaten geçmişken doğanın yerine, elimizde kalan son yeşillikleri korumaktı derdimiz. Ama polis biber gazını, hakareti, baskınları, tekme tokadı, ölümü ve yaralanmayı layık gördü bize!

Her şey sakindi başlangıçta. Gezi Parkı’nda kalıp ağaçlarımızı koruyorduk, ağaçların yerine geçecek AVM’ye karşı çıkıyorduk şarkı söyleyerek, kitap okuyarak. Neşe ve birlikiçinde sadece ağaçları koruyorduk. 2. Gün ortalık sakindi, hiçbir şey olmadı, çadırdan kalkıp işe gittim. 3. gün 2 saat uyuduğum için akşam eylemine katılıp eve döndüm. Öğrendim ki; polis sabaha karşı 5 gibi baskın düzenlemiş. Ağaçları koruyan insanlara şiddet uygulamış. Perşembe günü yine oradaydım, çoğumuz gözümüzü kırpmadık. Saat 5’e doğru geleceklerini biliyorduk ve ayaktaydık. Ne zaman geleceklerini bilmiyorduk bunu öğrenmek için arkadaşlarımın yanından ayrılıp polisin saldıracağı yöne gittim. Beş dakika sonra polis saldırıya geçti, gökyüzünü biber gazı kapladı hepimizi kovdular. Gezi Parkı’na yerleşti polis. Taksim metrosunun karşısında oturuyorduk, polis “s.kicem sizi” diyerek üzerimize biber gazı attı ve yetmezmiş gibi üzerimize koşmaya başladı. Bir otel bize kapılarını açtı, polis giremesin diye kepenklerini kapadı. Polis yaralananlara aldırmadı saldırmaya devam etti. Taksim savaş alanına döndü. Ağaçları korumaya çalışan bizlere öldürmek ister gibi saldırınca polis Türkiye uyandı ve olaylar başladı. Bir arkadaşım kafasına gelen tazyikli su sonucunda kafasına darbe aldı ve gözünü hastanede açtı. Çadırını paylaştığım arkadaşım bacağından yaralandı ve bir eve sığındı. Ağaçları korurken arkadaşlarınızı hastanelerde arıyorsunuz ya da bir bakıyorsunuz nefesiniz kesilmiş bayılmışsınız. Şanslıysanız kurtuluyorsunuz.

Cuma günü Harbiye’den meydanlara çıkıldı. Durumun ne kadar ciddi olduğunu o zaman anladık. Harbiye Hilton Otel’in oradayken iki polis otobüsü eylemcileri ezmek ister gibi son süratle eylemcilerin üzerine sürdü aracı. Gözlerimize inanamadık. Gerçekten öldürmeye çalışıyorlardı bizi. Herkesi dağıttılar. Tazyikli sular, gazlar hiç bitmedi. Tepemizde bir helikopterden gözlerimize ışık yağıyordu ve etrafa gaz bombaları yağarken yanımızdan geçen insanlar yaralanıyordu. Kaçmak zorundaydık, direnmek imkânsızdı. Kana ihtiyacı olan insanların haberi geldi Beşiktaş’tayken, Cihangir’e gittim. İtalyan, Alman ve Taksim İlkyardım Hastanesi ‘ne uğradım. Öğrendim ki Kızılay kan ihtiyacını karşılamış İş ağaçtan geçti, hükümetin yıllarca yaptığını kusmak için meydanlardayız artık.

Polisin insanları öldürmeye çalışırsa göz göre göre, o halk korkup eve kaçmaz. O halk öfkelenir, öldüren hükümetin istifasına diretir. Ağaçları koruyan bir halkı yaralamanın hiçbir açıklaması olamaz.

Bu yüzden Cumartesi günü (1 Haziran) Beşiktaş’taydık. Arkadaşlarınızdan “burada ölüyoruz lütfen yardım edin” mesajı gelirken olduğunuz yerde duramazsınız. Polis arkadaşlarınızı yaralarken, polis insanların üzerine araçlarını, tomalarını, gazlarını salarken hiçbir şey yapmadan duramazsınız. Polis iki aracını eylemcilerin üzerine sürerse hesap sormak için meydanlara çıkarsınız!

Biz aslında orada yılları kusuyoruz. Kadınına, yaşlısına, hayvanına, doğasına sahip çıkmayan, onun yerine insanları hapse tıkan, yasaklarla etrafa çember çeviren, kendi halkına iyi davranmayan bir hükümete artık hesap soruyoruz. Beşiktaş’ta polis ardı ardına bombalarını attı. Bana bir şey olmaz zannederken çevreme düşen üç gazdan dolayı nefesim kesildi ve bayıldım. Yanımdaki arkadaşım beni kucağında taşıdı, müdahale ettiler ve yeniden nefes alabildim. Orada size bir şeyler olabilir, polis sizi en iyi ihtimalle bayıltır en kötü ihtimalle öldürür.

Başbakan marjinal grupları suçluyor. Sokaklarda yaşlı eylemciler “ e bizler de mi marjinaliz?” diye haykırıyor. Bu ne marjinal grup direnişi ne uçlardaki kesimlerin direnişi. Bu halkın direnişi ama görmezden, duymazdan, bilmezden gelmeye çalışıyorlar.

Medyanın ne olduğunu anlıyoruz. Biz gerçeklerin içindeyken orada olmayan medyanın yokluğunda sosyal medyanın gücünü kullanarak kendi kendimize gerçekleri su yüzüne çıkarıyoruz. Medyanın neleri nasıl yansıttığını görüyor ve bunca yıldır uyutulduğumuzu da anlıyoruz. Başımızdakilerin halkından nasıl nefret ettiğini yaralandıkça anlıyoruz.

Oradaki insanların hiçbiri “her koyun kendi bacağından asılır” zihniyetinde değil, o eyleme çıkmak demek “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın”a karşı durmak demek.

Artık yılan her birimize dokunuyor, her birimizin canına okuyor çünkü. O yüzden hepimiz Taksim meydanlarında olmalıyız. Direnişte ölen yaralanan arkadaşlarımız için, iyi bir gelecek ihtimali için, biz polise saldırmazken onlar uykumuzda bize saldırdığı için, Reyhanlı için, tutuklu gazeteciler için, doğa için, haksızlığa karşı direnmek ve faşizme karşı omuz omuza durabilmek için.

Gezi Parkı Direnişi

Baska Dergi Site Haritası

Günlük Gazeteler

  • Hürriyet
  • Milliyet
  • Sabah
  • Akşam  
  • Cumhuriyet
  • Posta
  • Radikal
  • Zaman
  • Haber Türk
  • Vatan

Sağlık

Düşünce

Seyahat

Kültür Sanat

Spor

Kısa Kısa Kitap

Dağı Delen Irmak

Book Review

Dağı Delen Irmak, Kemal Karpat’la yapılmış bir “nehir söyleşi”. Kemal Karpat, bu kitapta, tarihin anlam ve önemini, kendine özgü bir uslupla, herkesin anlayabileceği arı duru bir Türkçe ile  anlatıyor.