Sat12162017

Last update05:30:48 AM GMT

Kırıntı/1

  • PDF
Tansel Kaya

Ter içinde, titreyerek uyandı. Sabaha karşı herhangi bir saatti. Onu gördüğü kâbus mu uyandırmıştı yoksa bir kâbusa mı uyanmıştı emin olamıyordu. Yine de, her nasılsa tahrik olmuş, sertleşmişti. Başka bir kanıta ihtiyacı kalmamıştı; kâbuslarını bile erotik bulabiliyorsa, keçilerini epeyce ürkütmüştü, hem de kaçamayacakları kadar. Gülümsedi Tonin. "Günaydın ufaklık, erkencisin."

Bazı geceler, tıpkı eskimiş bir kalp gibi tekleyen lambasının altında, yatağına uzanmış, buruşturup bir kenara attığı şiirlerine inat, şişelerce kendine bulanmışken bu lanet lakabı nasıl hakettiğini anımsamaya çalışır ve hiç başarılı olamazdı.

Doğruldu, gerindi ve etrafına öylesine bir bakış attı; tozlanmaya başlamış boş bira şişeleri, ortalığa saçılmış izmaritler henüz taciz edilmemiş bolca roman, her yerdeydiler. Başıboş salınan ufaklığı donunun lastiğine sıkıştırıp; bıyıkları dökülmüş, bira ve sidik lekeli, aslan kafası patiklerine uzandı. Eskimişlerdi ama yine de onları atamıyordu. Anıları gibi zamanla eskiyip paramparça olmalarını izlemek hoşuna gidiyordu. Onlarda bira ve sidik lekeliydiler nede olsa. Oyle silikleşiyordu ki geçmişin izleri zamanla, bazen o anıların kendisine mi ait olduklarından emin olamıyordu.

Üşengeçliğini bir kenara tükürüp, ayağa kalktıktan sonra ağır aksak adımlarla mutfağının yolunu tuttu. Bu eşsiz serüvenini tam yarılamıştı ki, o nîhai soru zihninde tepinmeye, beğendiği oyuncak alınana kadar bağırmaya kararlı bir piç kurusu taklidi yapmaya başladı. Önceki günlerin birinden kalma biraları içmeye devam mı etmeliydi, yoksa sıkıcı, sıcak, koyu bir kahve mi içmeliydi? Hergün yatağından doğrulup, birkaç adım savurduktan sonra yaşadığı bu sorunu yazı-tura atarak çözmeyi, seçimlerini talih tanrılarına bırakmayı alışkanlık haline getirmişti. Oysa fırlattığı paranın hangi yüzü gelirse gelsin, bahisi her zaman alkol kazanıyordu. İşin heyecanlı kısmının yalnızca parayı fırlatmak olduğuna inanıyordu. Ne yazı ne de tura yüzüne sempati besleyebiliyordu.

Hayatından bir şişe daha eksiltmeye karar verdikten sonra, buz dolabının kapısını aralayıp birasını aldı. Kapağını çevirip ona "Merhaba" diyecek tanıdık tıslamayı bekledi bir an. Ağız dolusu bir yudum alıp kendini ödüllendirdi. Yine doğru karar vermişti.

Şimdi küveti doldurup biraz da olsa keyiflenebilirdi. Aslında bir jakuziyi ve yaramazlık yapmayı seven bir yosmayı tercih ederdi ama ayyaşlarla geçirdiği yıllar ona kırıntılarla yetinmeyi öğretmişti. En azından bu durum, bu yetinebilme iradesi, küveti için hala geçerliydi.

Dairesinde sıcak su nadiren akardı yine de bir türlü soğuk suyla yıkanmaya, hatta altında sevişmeye bile alışamamıştı. Soyunduktan sonra küvetin içinde dikilip yavaş yavaş dolmasını beklerken ne zaman ihtiyaç duysa bir türlü bulamadığı ve sihirli olduğuna epeyce ikna olduğu telefonunun çalmaya başladığını farketti. Bir süre umursamadı ama arayan her kimse bir bulldog inadına sahıptı; muhtemelen İngiliz.

Islak ayaklarını sürükleyerek salona doğru ilerledi. Gözü, kanepeyle girdiği düello sonucu hayati yararlar almış gibi görünen sehpaya ve üzerine dağılmış sigaralara takıldı. Çakmağın ateşiyle sınanacak olan talihliyi seçmek için bir süre duraksadıktan sonra, onu parmaklarının arasına sıkıstırıp ateşledi. Arayan belki sıkılır, bir ihtimal anlatacaklarının o kadar da dinlenmeye değer olmayabileceğini kavrar umuduyla, telefona duman üfleyerek bir süre oyalandı.

Ahizeyi kulağına yaklaştırdığında ağlayan, küfürler savuran, anlaşılmaz ve yarısı yenmiş sözcükler türeten bir kadın kendi küçük kıyametini ses dalgalarına bölüyordu. Aklına geçenlerde, gecesini kadehlere gömdüğü bir barda, yan masadaki geveze ikilinin konuşması geldi;
- Bilardo oynayan bir kadından daha seksi birşey düşünemiyorum, demişti sakallı ve daha az sarhoş olan. Pek fazla şey düşünemediği açıkça belli olsa da, adamın tercihi Tonin'in ilgisini çekmişti. "Ağlayan bir kadın." diye mırıldandı, seksiydi. Ağlayan bir kadın güvenlik görevlisi... ilerleme kaydediyordu. Ağlayan, çıplak bir kadın güvenlik görevlisi... Vazgeçti. Daha fazla zorlarsa erotik bir facîayla karşılaşabileceğini hissediyordu. Hem de kadın güvenlik görevlisinin cop taşıyor olması muhtemelken.
Yeniden ahizeye, geveleyen sese yoğunlaştı. Sonlara doğru birkaç sözcük yakalayabildi Tonin.
- Geliyorum.
-Titreyerek mi?
- Ne? 
- Beraber gelelim.
- Evine geliyorum adi herif!
- İyi de sen kimsin?
Karşıdaki sesin sahibesi bir an duraksadı. Tanınmamış, aslında o kadar da önemsenmemiş olmasıyla yüzleşir yüzleşmez; "Geber." dedi ve kapadı.

Bir sigara daha tutuşturdu. Tonin, seviştiği ya da bir yerlerde öylesine tanıştığı, dövüştüğü herhangi birini daha sonra neden hatırlaması gerektiğini anlayamıyordu. Kendisi anımsanmaktan bile usanmıştı.

Küvetin taşmakta olduğunu farketti. Koştu ve musluğu kapatıp dikildi. Bakışları, yalnızca cenazelerde ve yeni bir işe başvurmaya yeltendiği günlerde kullandığı traş takımının durduğu rafın üzerindeki yansımaya takıldı.

Ağır adımlarla aynaya yaklaştı. Karşısındaki, kırık burnu, bir dolu önlüklünün zar zor toparlayabildiği yırtılmış göz kapağı, dikiş izlerinin döktüğü sol kaşı ve sağ yanağındaki derin kesik iziyle pek de özlediği bir sîma sayılmazdı.

Gözlerini ısrarla yansımaya devam eden hergeleye dikti. Birbirlerine rahatsız edici bakışlar atmaya başladılar. Bir boks maçı öncesinde burun buruna soluyan canavarlar. İkisi de geçmişlerinin lanet enkazı yüzünden karşısındakini suçlamayı daha kolay buluyordu. Tonin bir anda sıkıldı, vazgeçti. Zaman ona, mücadele ettiği her umut kırıntısı adına sağlam bir kroşe patlatmayı asla ihmal etmemişti. En iyisi, iyi olduğunu düşündüğü şeylerin peşini bırakmaktı. Bu konuda uzmanlaşmak için çokça zamanı olmuştu.

Sağ eliyle göğsündeki dövmeyi kapattı. O lanet şiirdeki ölü kahpeye gönderme olmasını umduğu bir kuzgun dövmesi yaptırmak amacıyla çıktığı evine, nükleer saldırı mağduru bir tavuk silüetiyle döneceğini nereden bilebilirdi ki! Elini göğüsüne daha sıkı bastırdı. Gençliğini kıran o vazgeçemediği filmdeki duş sahnesi geldi aklına. Geçmişin gölgesi onda oldukça çirkin duruyordu. Oysa bu sahne daha çekici olabilirdi.

Arkasına dönüp, ağzına kadar dolu küvete uzanıp, parmakları arasında unuttuğu sigarasını suya bıraktı. Süzülen izmariti izlemeye koyuldu. "Bir gün..." diye geçirdi içinden. O gün geldiğinde, kendi kırıntılarından unutulmaz bir sahne yaratacaktı.

Kırıntı/1

Baska Dergi Site Haritası

Günlük Gazeteler

  • Hürriyet
  • Milliyet
  • Sabah
  • Akşam  
  • Cumhuriyet
  • Posta
  • Radikal
  • Zaman
  • Haber Türk
  • Vatan

Sağlık

Düşünce

Seyahat

Kültür Sanat

Spor