Sat11182017

Last update05:30:48 AM GMT

Back Yasam Yaşam | Genel Otoriteniz 'Batsa Ya' ya da 'Ya Basta'

Otoriteniz 'Batsa Ya' ya da 'Ya Basta'

  • PDF
Can holden

Zordur. Evet bazen 'zor' diyebilirsin sadece. Konuyu belirtmez, amaçtan, olaydan, fikirden söz etmezsin hiç; sadece 'zor abi ya' dersin. Zordur çünkü erdemli yaşamak, herkesleşmemeye, popülizm yapmamaya çalışmak!

Yakınlarda ösym, üniversite yerleştirme sonuçlarını açıkladı. Başlarda gelen atlar haricinde kalan sınavzedeler, ailezede olmaktan yine kurtulamadı tabi. Kim bilir güzel coğrafyamızda kaç yüz bin ailezede var şu anda. Kaç yüz bin ‘gelecek’, küçümseyici bakışlar altında, alaycı sözlere maruz kaldı; bu baskıya dayanmak için ruhlarında hangi insani duyguları yıktılar!

 

Geleceğin toplumu hız kaybetmeden yapılandırılıyor: bilimden uzak, sanatta korkak, aşka yabancı.

Bayram sebebiyle bir akraba ziyaretinde maruz kaldığım, aile baskısı altında ezilen gencin zor anlarında destek olamamam, çaresizliğimi bir kez daha yüzüme vurdu, beni sinirlendirdi. Otoriteler karşısında bireylerin aldığı konum her zaman ilgimi çekmiştir. Ailenin kurduğu otorite ise akıl almaz büyüklüktedir. Bu otoriteyi tamamen olumsuzlama niyetinde değilim: ancak büyük gücün büyük yıkım getirdiğinin insanlık ansiklopedisinde olduğunu biliyorum. Ne kadar yakın olsan da o aileye, sen yabancısındır. İnanın, otorite o an o kadar güçlüydü ki sesimi çıkaramadım. ‘Sana düşmez bu konuda laf etmek’ dese o an herkes ona katılacak ve o gözler beni oradan dışlayacaktı, tahmin edebiliyordum. O an o odadaki otoriteye biatın kokusunu hissedebiliyordunuz, havada dolanıyordu ve uzun bir süre asılı durdu. Ben de gözlemci olmaktan öteye gidemedim. O çocuğun yavaş yavaş eğilen sırtının, yardım isteyen gözlerinin, haykırış ve isyan kokan düşüncelerinin canlı şahidi olabildim yalnızca. Çektiği fotoğraf dolayısı ile intihar eden Pulitzer ödüllü Kevin Carter’ı anladım dersem abartmış olmayabilirim.

Daha sonra o çocuk yerine koydum kendimi ve dedim ki:

“Önüne seçenekler koyarlar, ya o ya budur. Kendin olma imkanı tanımazlar sana. Ya A kişisi gibi başarılı olmalısındır ya da B kişisi gibi zeki. Kimse (nadiren samimi dostlar hariç: böyle dost çok zor karşınıza çıkar. Hatta çoğu insanın böyle dostluklardan haberi bile yoktur) sana 'sen ol' demez. Klasik bir deyişle seni 'olduğun gibi' kabullenmez Öğrenciyken mesela lisede Ahmet gibi çalışkan Mehmet gibi saygılı Ali gibi girişimci Veli gibi düzgün giyimli olman söylenir. Bu her yerde dayatılır sana o kadar ki otobüste karşılaşıp konuşmaya başladığın 'büyük' de aynı şeyleri geveler! Sanki ben yokken toplanmış ve bu kararı almış gibidir herkes. Nasıl oluyor da bütün öğütçüler(!) aynı şeyi düşünüyor anlayamadım çok uzun bir süre. Neyse ki tek bir doğrunun olduğu yalanına inandıramadınız beni. Bu yaşlarda senin ilgi alanlarının yeteneklerinin hiçbir önemi yoktur. O sınavda başarılı olmaya kurmalısındır hayatını aksi ölümdür zira, geleceğini ateşe atmaktır. Akıllıysan sınava çalışmalı hele fakirsen yüksek maaşlı iş garantili bir bölüme yerleşmek için daha çok çalışmalısındır. Hayır, hayattaki realiteleri yadsıyan aptal bir hayalperest değilim (öyle olabilmeyi çok isterdim) ancak otorite diye sunulan şeylere karşı herkes gibi başımı öne eğemiyorum kolayca. Daha iyi olabileceğinin ve bu daha iyinin aslında hiç de zor olmadığının; zorluğun, insanların zalimce düşüncelerinden ve aşağılık başeğişlerinden ve o iğrenç tembelliklerinden ve korkularından kaynaklandığını biliyorum. İnanın hiçbirinizden ‘başarı hikayeleri’ dinleyecek halim yok! Şimdi beni dikkatli dinleyin ve o küçük beyinlerinizle algılamaya çalışın ben kendim olacağım, kafanızdaki ‘ben’i siktir edin, kendim olmam için alan açın ve beni izlemeye devam edin.”

   no dostoyevski

Otoriteniz 'Batsa Ya' ya da 'Ya Basta'

Baska Dergi Site Haritası

Günlük Gazeteler

  • Hürriyet
  • Milliyet
  • Sabah
  • Akşam  
  • Cumhuriyet
  • Posta
  • Radikal
  • Zaman
  • Haber Türk
  • Vatan

Sağlık

Düşünce

Seyahat

Kültür Sanat

Spor

Kısa Kısa Kitap

Dağı Delen Irmak

Book Review

Dağı Delen Irmak, Kemal Karpat’la yapılmış bir “nehir söyleşi”. Kemal Karpat, bu kitapta, tarihin anlam ve önemini, kendine özgü bir uslupla, herkesin anlayabileceği arı duru bir Türkçe ile  anlatıyor.